Şubat ayının son günü bir tweet yazmıştım. “Şimdiki e-ticaret fırsatı, 12-13 yıl öncesinin domain fırsatı gibi..” diye. O zamanlar hızlı olanlar ve domain yatırımının ileride büyük paralar kazandıracağını düşünenler yanılmadılar ve şimdilerde domain pazarında büyük satışlar gerçekleşiyor. 

E-Ticaret artık öyle bir hale geldi ki herkes bir şekilde bundan gelir elde etmeye başladı. Herkes e-ticaretin farklı boyutlara ulaşacağını biliyor ve kendince bu boyutları da tahmin edip, ona göre hareket edebiliyor. Yukarıda dediğim gibi, o zamanlar hızlı olanlar, bunun faydasını gördüler ve görmeye devam ediyorlar. Şimdilerde de e-ticarette hızlı olanlar bunun faydasını ya görüyorlar ya da ileride çok daha kârlı bir şekilde görecekler.

Dünya artık eskisi kadar yavaş değil. 10 yıl öncesinden çok daha hızlı dönüyor. Dengeler çok kısa sürede değişiyor. Sina Afra’nın dediği gibi, “Bir işin tutup tutmayacağı 3 ayda belli oluyor.”! İnsanlar eskiye göre daha hızlı bir şekilde yeni ürünlere, yeni servislere adapte olabiliyorlar.

Hızlı dönen dünyanın gerisinde kalmamak daha çok önem arz ediyor. Müthiş bir genç nüfus var bu genç nüfus “girişimcilik” enjekte edilerek yetiştiriliyor. Hızlı olan büyük avantaj elde edecek ve eğer hamlelerini doğru yaparsa, hızlı olan “yine” kazanacak!

Bu konuda ilham kaynağı olabilecek bir yazı, Devrim Demirel’den geldi geçtiğimiz günlerde.

Gireceğiniz alanda bir rakibiniz yoksa, site konsepti olarak giriş bariyeriniz çok da yüksek değildir. Altyapınızın sağlıklı çalışması ve tasarımın da e-ticaretin temel gereksinimlerini sağlaması yeterli olacaktır. Fikriniz varsa, harekete geçmediğiniz her dakika ne yazık ki sizin için kayıptır ve sizden sonra bir rakibiniz çıkacaksa -ki kuvvetle muhtemeldir- bu durum rakibinize “düşük giriş bariyeri” avantajını vermenize neden olur.

Hızlı olmak, 1-0 önde başlamaktır. Hızlı olduktan sonra yapılan doğru hamleler sizi farka götürür.