Kalite, hayatımızın her anına yerleşmiş bir olgudur. Gittiğimiz lokantada, oturduğumuz semtte, bindiğimiz arabada, kullandığımız hizmette hep kalite ararız. Hatta sosyal medyada yapılan paylaşımlarda da kalite ararız. Çünkü bizim takip edişimizin değeri yüksektir. Seçici olmanın en temel haklarından biri olduğunu bilen bilinçli insanlar da kaliteyi takip ediyor. 

Esasında burada anlatmak istediğim konu, kalitenin kime göre olduğu. Yani siz bir yazıyı kaliteli bulabilirsiniz ama bir başkası bulmaz. Bu gayet normaldir. Peki kaliteli bulmayan insanın kalite anlayışı nedir? Bunu sorguladınız mı?

Kalite anlayışı, aklı başında bir mühendisin asla vazgeçmeyeceği mühim bir konudur. Bazen “keşke her insan biraz mühendis kafasına sahip olsa” diye iç geçirmiyor değilim. Çünkü kalite, hayatı pratikleştirir. Kalite, o ürünü yapana, satana ve kullanana değer katar. Kısacası kalite, hayat standartlarımızı yukarıya çeker.

Özellikle biz gençlerin kendi potansiyellerinin farkına varamaması “kalitesiz” olduğu düşüncesini doğurabiliyor. Başkası beğenmiyor, başkası okumuyor, başkası ilgilenmiyor düşüncesi, kendi üretimlerimiz hakkında yanlış sonuçlar çıkarmamıza neden olabiliyor. Aslında kendine güvenen birisi bunu sorgulamaz.

Şunu bilmeliyiz ki her insan sahip olduğu bilgi birikimini olduğu değerde göstermiyor başkasına. En az 4-5 kat daha fazlaymış gibi gösteriyor.

Gerçi daha sonra “balon”ları patlıyor ve ne oldukları ortaya çıkıyor.

Biz gençlerin, özellikle bu kalite konusunda kendimize güvenmemiz şart.