Hepimiz mutsuz insanlarız. Önce bunu kabul edelim. Çünkü ne kadar istediklerimiz yerine geliyorsa gelsin, içimizde bir yerlerde asla gerçekleşmeyecek hayaller, istekler ve temenniler yatıyor. İçimizde kopan mutsuzluk fırtınaları içimizden parçalar koparıp götürse de birçok insan işin dış görünüşüne daha çok önem veriyor. 

“Mutlu görünme hastalığı” konusu ne zamandır aklımdaydı. Bugün Emre Güzer‘in attığı tweet ile konuyu bugün yazmaya karar verdim. 

Daha önceki yazılarımdan birinde şehirde kurulan yarış düzeninden bahsetmiştim. Maalesef ki bu düzenin getirisi olarak iş hayatında da insanlar diğerlerine (rakiplerine) güçlü görünmek zorunda hissediyorlar kendilerini. Çünkü zayıflıkları ortaya çıktığında karşıdakinin bunu kullanacağı paranoyasına aşık olmuş durumdalar. Bu durum da toplumdaki güven olgusunun yok olduğunu bize anlatmaya çalışıyor.

Özellikle sosyal medyadan rahatlıkla yapılabilen manipülatif mutluluk kareleri ve bildirimleri, dış dünyaya “bakın ben çok mutluyum, hayatımda her şey yolunda, sofralarımda bir kuş sütü eksik, şu restorana gidiyorum çünkü çok iyi maaşım var, tatilde bu oteldeyim çünkü çok iyi para kazanıyorum” gibi algıları empoze etmeye çalışıyor. 

Sosyal medyada herkesin en az bir kere paylaştığı söz olan “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol” ricasını acaba kaç kişi hayatına yerleştirmeye çalışıyor? İnsanlar kendilerinin “olması gerektiği gibi” olmadığının farkındalar mı? Bu yüzden mi eleştiriyorlar başkalarını oldukları gibi görünmedikleri için? Bu konuda bir dizi soru soruyorken, olduğu gibi görünmemenin şahıslara kattığı balon değeri de unutmamak gerekir. 

iamnothappy

Ben sosyal medyada düşündüğünü paylaşan biriyim. Zaten genelde de insanlar benim bu huyumu çok severler. Ne düşünürsem onu söylerim, lafı kıvırmam. Her ne kadar insanlar bu özelliğimi sevseler de eleştirmekten de geri durmazlar. “Kendini mutsuz gösterme, duygusal gösterme, üzgün gösterme” deyip, bir de sonuna “insanlara karşı kendini daima güçlü göstermelisin” diye eklerler. İşte bu zihniyet, “başarı, başarı, başarı” diye gözü dönmüş insanların topluma yerleştirmeye çalıştıkları zihniyet.

Bir insanın mutlu olduğunu en çok gözlerinden anlarsınız. Gözlerinin içi parlıyorsa, gerçekten mutludur. Gün içinde çokça gördüğümüz sözde mutluluk fotoğraflarını analiz edebilecek kadar zekiyiz hepimiz. Dolayısıyla bu mutlu görünme çabaları bir hastalık olarak sadece yapanlara zarar veriyor. Gece yastığa koyduğunda başını iki sebepten ağlıyor. Birisi mutlu olmadığı için, diğeri de mutlu görünme çabasının sonucunu tam olarak anlayamadığı için.

Mutlu olmamak ayıp değil, dürüst olmamak ayıptır. Ve hiçbir başarı, mevki, network ya da terfi sizin dürüst olmanızdan daha önemli değildir.