Türkiye’de 1 yılı aşkın süredir fırsat siteleri kullanıcılarıyla beraber büyümekte. Bu büyüme, bana yaklaşık 7 aydan beri çok tehlikeli geliyordu. Nitekim artık daha korkunç geliyor. Fırsat siteleri Türkiye’de ilk çıktığı  zaman, bunların birbirlerine rakip olmayacaklarını, hatta rakip olmamaları gerektiğini düşünüyordum. Hala da öyle düşünüyorum. Pasta çok büyük ve bu büyük pastayı çürütüp çöpe atmamak için “paragöz” olmaktan kaçınmak gerek.

Günümüze baktığımda, firmaların hemen hemen hepsi, anlaştıkları mekânları kendilerine bağlı tutmak adına bazı yollara başvuruyorlar. Bu yolların en etkilisi “Bizimle anlaşıyorsan, 1 yıl boyunca başka hiçbir firma ile çalışamazsın.” oluyor. Bu sayede mekânların ellerini kollarını bağlayan firmalar, bazen varoluş sebeplerinin bu mekânlar olduğunu unutuyorlar.

Firmaların kendi aralarında rekabet etmekten korktuklarını düşünüyorum. Bu rekabeti yaratanlar kendileri, korkan da kendileri. Son derece ilginç bir durum söz konusu. Anlaştıkları mekânların başka markalarla çalışmalarını engellemek bana göre ticaret etiğine aykırı bir durum. Bu durum e-ticaretin getirisini de yavaşlatıyor. Firma, mekânla en az 3-4 aydan önce ikinci bir çalışma yapmıyor. Memnun mekân sahibi ve memnun müşteri grup satın almanın getirisinden mahrum kalıyor. Sırf, “Bunlar yine mi bu mekânı çıkmış?” dedirtmemek için de bu yola başvurmuş olabilirler, kim bilir.

Grup satın alma, 1 yılı aşkın bir süredir Türkiye’de. Her gün çok yoğun bir şekilde aktif olan bu sistemin oyuncuları çok büyük büyümeler sağladılar. Ama ekmek yedikleri sisteme ihanet ediyorlar. e-ticaretin Türk Halkı’nın gözünde iyi bir itibarı olması için büyüklerin akıllı adımlar atması şart.