Her ne kadar federasyonlar özerk kurumlar da olsa spora siyasetin bulaşmaması neredeyse imkansız. Güzel de bir rant varken ve spor üzerinden kitleleri etkileyebilirken siyasilerin sporu, özellikle de futbolu kullanmamasını düşünmek çok saflık olur.

Spora siyaset elbette karışmamalı ancak böyle büyük bir rant varken karışmaması da imkansız. Siyasi parti liderlerinin seçim mitinglerinde gittikleri şehrin atkılarını takarak miting alanlarında insanlara seslenmesi bile bunun için yeterli bir örnek.

Dün akşam oynanan Torku Konyaspor – Fenerbahçe maçında protokol tribününde Mursi atkısı takılması tam bir felakettir. Milletvekilinin Konyaspor’u bu şekilde kullanması acizliktir. Kimse zulmü desteklemez elbette ancak Mısır’daki zulme karşı çıkmanız için Mursi’yi desteklemeniz yaptığınızı meşru kılmıyor.

Bir başka parantez de Emre Belözoğlu için açmak gerek. Kendisini malum ırkçılık suçlarından ve bu suçlardan aldığı cezalardan biliyoruz. Zulme karşı sembol haline gelen bir hareketi gol attığında yapması “insanlık” adına güzel bir davranış. Ancak aynı adamın sahalarda ırkçı söylemlerde bulunup, rakip takım oyuncusunu öldürmekle tehdit etmesi de unutulmuş değil. Madem konu insanlık ve insana yapılan zulüm, o halde bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?

Siyasi rant sağlamak adına insanlıktan ve onurdan uzaklaşmak kadar küçültücü bir şey yok bence. Sanıyorum ki Emre bu tarz hareketleriyle futboldan sonraki siyasi hayatını garantilemeye çalışıyor. Oynadığı takımı, formayı ve futbolu da alet ederek yapıyor bunu.

Futbol, futbol paydaşlarından bazılarına bu kadar çok para kazandırmaya devam ettikçe siyasilerin rant kaynağı ve oyuncağı olmaktan uzaklaşamayacak maalesef.