Bilenler bilir, YTÜ Makine Mühendisliği 4. sınıf öğrencisiyim. Okulumu ve bölümümü liseye başlarken hedef olarak önüme koymuştum ve burayı kazandığımda çok mutlu olmuştum. Okulu da bölümü de çok seviyor, laf söyletmiyordum USIS’e rağmen. Ne olduysa, okulda başarılı olmanın formülünü keşfetmemle oldu. Okulda başarılı olmak için kolay soran, kolay geçiren hocalardan ders almam gerektiğini öğrendim. Ben de 1. sınıftan beri “Aman şu hoca çok daha iyi öğretiyor, varsın kalalım, yeter ki öğrenelim.” diyordum.

Ne gerek varmış ki?

Bu yazıyı hem kamuoyunu bilgilendirmek hem de dünyaca ünlü profesör olan Sayın Dekanımız Yunus Çengel’e bir mektup tadında aktarmak için yazıyorum. Yunus Hoca işinde gerçekten çok başarılı, insan olarak da akademisyen olarak da karşısındakine ve öğrencilere çok değer veren bir isim. Bu seneki ders seçim kriterlerini değiştirerek de ne kadar yenilikçi bir yönetici olduğunu gösterdi bana göre.

Benim asıl vurgulamak istediğim şey, USIS’in çökmesi ya da kapasitelerin dolması değil. Bunlar normal şeyler artık bana göre. Bu kadar yüklenme olursa sistem elbet çökecektir. Ancak ilk geceden sonra bölüm idarecilerimiz bazı şeyleri gözden kaçırıyorlar.

Bizim okulumuzda final sınavıyla beraber, öğretim görevlisi değerlendirme anketi yapılır. Bu ankette hocalara notlar veririz ve bu notlar (idarecilerin söylediğine göre) değerlendirir ve diğer ders programına öğrencilerin beğenisi doğrultusunda yansır. Aslında bakılırsa düşünce olarak son derece güzel ve takdir edilesi bir fikir. Ancak uygulamada büyük eksiklikler var.

Nasıl mı?

Öğrencilerin çoğu final sınavının stresiyle yeterli değerlendirmeyi yapmıyor. Ya bütün şıkları çok iyi işaretliyor ya da baştan savma yapıyor. Bu da sağlıklı bir değerlendirmeyi engelliyor. Peki ya nasıl sağlıklı değerlendirme yapılır?

Aşağıda iki resim var. Bu resimlerden birisi makine elemanları dersinin ilk geceden sonraki kontenjan durumu, diğeri de makine dinamiği dersinin kontenjan durumu. Makine Elemanları dersinin 6. grubu Mehmet Bozca isimli hocaya ait. 4. ve 5. gruplar Özgen Çolak ve Ferhat Dikmen’e. Aradaki fark yeterli mi öğrencinin hangi hocayı istediğini anlamak için? Peki derslerde çok farklı bir şey anlatılıyor mu, hayır. Zaten YTÜ’de çoğu hoca ders notlarını güncellemiyor bile. 2005’te ne anlatıyorsa şimdi de onu anlatıyor!

Diğer resim de yine iki hoca arasındaki farkı gösteriyor. İki hoca da birer gruba sahip ve bir hocanın grubu tamamen dolmuşken hatta taşmışken, diğer grup bomboş. Öğrencinin tercih ettiği hocaların kimler olduğu USIS’in ilk gecesinde belli oluyor. Boş yere anketlerde aramaya gerek yok diye düşünüyorm.

Sayın Yunus Çengel’e de değerlendirmelerin anketlere göre değil, USIS’in ilk gecesinde yaşananlara göre yapılmasını öneriyorum. Öğrencinin tercih etmediği hocaları programa eklemek, bütün dönem birçok öğrencinin acı çekmesine sebep oluyor.

Ayrıca, artık bazı hocaların gerçekten kötü niyetli insanlar olduklarını düşünmeye başlıyoruz.