Bugün uzun zaman sonra ilk defa derse girmek için okula gittim. Yeni dönem başladı ya, nedendir bilmem içimde bir istek, bir heyecan vardı. Belki de 4. sınıf olmanın verdiği bir hüzün vardı üzerimde. Beni tanıyanlar bilir ben Yıldız aşığı biriyim. İşe başlamadan önce dersim olmasa bile okula giderdim. Okulun havası bile bana iyi gelirdi. Malum saray bahçesinde eğitim görüyoruz 🙂

Ben bazı konularda bencilimdir. Mesela aşk konusunda. Sevgilime kimseler dokunmasın isterim. Ne annesi ne ablası. Tokalaşmasın bile. Bunu sorun etmem ama istemem de. Yıldız da böyle benim için. İsterim ki o güzel binalara öyle her elini kolunu sallayan giremesin. Yerlerine izmarit atan, duvarlarını çizen, o nadide yapıları tekmeleyen hayvanlar giremesin o okula.

Bugün okula gittiğimde müthiş bir kalabalıkla karşılaştım. Zaten kalabalık ortamlarda bulunmayı pek sevmem. Hele de okulda hiç ama hiç sevmem. Kontenjanlar arttırılmış, yüzlerce öğrenci okulda fink atıyor. Elini sallasan makine mühendisine çarpıyor. Sırf Yıldız Teknik Üniversitesi her yıl en az 400 tane mezun veriyor. Bu kadar makine mühendisi ne yapacak? Hepsinin makine mühendisi olmayacağı kesin. Mesela Erdem Genç. O da bir Yıldız mezunu ancak bu kadar çok makine mühendisinin olduğu bir ortamda o da mühendislik yapmıyor. Ama makine mühendisliği okumanın ona kattıklarını çok iyi uyguluyor hayatına ve iş yaşamında başarıdan başarıya koşuyor. Benim de gidişatım öyle görünüyor.

Makine mühendisleri bana göre her işi yapabilecek kapasitede olan varlıklardır. Bunun nasıl olduğunu henüz çözemedim. Yüksek ihtimalle mezun olduğumda çözeceğim. Makine mühendislerinin bu artısı onlara çok şey katıyor. Mesela kız istemeye gittiklerinde kızın ailesi biliyor ki bu makineci delikanlılar her işi yaparlar 🙂

Bugün okulumda ilk dersime girdim. Dersin adı Konstrüksiyon Elemanları. Dersi veren Muharrem Boğoçlu. İlk defa ders aldım kendisinden ve keşke daha önce alsaydım dedirten bir adam. Adamın derse başlarken ilk cümlesi şu oldu: “Ben iş yapmaktan profesör olacak zamanı bulamadım. Para kazandım, fabrika kurdum. Türkiye’de ilk defa bu dersi bu okulda ben verdim.” İnsanın hocası böyle olunca daha da bir motive oluyor. İnsanlığın sürdürülebilirliği konusunda da çalışıyormuş hocamız. Başarılar diliyorum kendisine.

Umarım dönem sonu da böyle güzel ve eğlenceli biter. Bu dönemki hedefim aldığım 11 dersin en az 11 tanesinden geçmek ve dönem ortalamamı 3 yapmak. Ha bu arada bu resimler de öyle herkeste yok 🙂 Dahası da var ama şu anda paylaşamayacağım.

Haydi, rastgele.