Benim bazen hayatla sorunlarım oluyor. İnsanlarla, varlıklarla, düşüncelerle… Bugün 2 şeye şahit oldum. Aslında farkında olmadan eminim birçok şey vardır farkında olduğum ancak önemli olan ikisini paylaşayım.

Birincisi; ideolojiler ve onların hayata aktarılış yalanı. Güzide okulum Yıldız Teknik Üniversitesi’nde bir grup var. Bu grup her gün aynı yerlerde dolaşır, aynı işleri yapar, aynı giyinir ve aynı amaca hizmet eder. Grubun adını falan vermeyeceğim zaten Yıldız öğrencisi onu bilir. Körü körüne bir ideolojiye bağlanmak ya da savunduğun fikri hayatına uygulamamak bana göre değil. Ben eğer bir yerde özgürlüğü savunuyorsam, başkasının özgürlüklerini kısıtlamamalıyım. Bu bahsettiğim grup da bu kategoride işte. Geçtiğimiz yıllarda ben 2. sınıftayken bu arkadaşların jop yeme günleri gelmişti. Hal böyle olunca okul güvenliği yetmedi ve bu arkadaşlar o çok sevdikleri çevik kuvvet ile karşı karşıya geldiler. Çevik kuvvet de o zamanların popüler silahı olan biber gazını kullanmaktan hiç çekinmedi. Halbuki bu arkadaşların canı cop istiyordu. Çevik kuvvet ben ve benim gibi savunmasız arkadaşların etkileneceğini unutarak biber gazı yağdırdı. Bu arkadaşlar da fakülteleri gasp edip sınıfları boşalttılar ve ders işlettirmediler. Şimdi soruyorum: Hani ulan özgürlük? Sen kendi düşünceni aptalca savunacaksın diye benim haklarımı neden gasp ediyorsun? Parasız eğitim istiyorsun, eyvallah güzelsin. Peki ben para verdiğim halde neden eğitim alamıyorum? Sizin yüzünüzden. Hakkımı gasp ettiniz diye. Bu mu sizin savunduğunuz fikir?

İkincisi de insanlara hayvan diyerek hakaret etme yanlışlığı. Bugün 2 saatliğine Ömür Plaza’ya gideyim dedim. Haliyle en çabuk yol olan metrobüsü seçtim. İyi ki seçtim aslında. İnsanların nasıl varlıklar olduğunu gördüm. Metrobüse binmek için birbirini itenler, metrobüste oturabilmek için hırslananlar, o hırsla insanların ayaklarına basarak hatta üzerlerine çıkarak hareket edenler var. Hatta işi pisliğe dökenler de… Bir de metrobüste ya da bir toplu taşıma aracında nasıl hareket edeceğini bilememe var. Sadece kendini düşünen, bencil ve paylaşıma kapalı insanlar var. Hatta işin dozunu arttıranlar var. Toplu taşıma aracında gazını salmaktan, yüksek sesle telefonla konuşmaktan, elini kolunu bacağını hayatında hiç görmediği insana dayamaktan çekinmeyen insanlar var. Metrobüse zarar verenler bile var. Hayvan diyerek bu insanlara hakaret etmiyor muyuz hayvanlara sizce?

Her iki anlattığım insan tipi de aynı aslında. Birisi benim rahat bir yolculuk yapma hakkımı elimden alırken, diğeri de eğitim hakkımı elimden alıyor. Sorsan, ikisi de özgürlükten bahseder.

Bir insanın fikri neyse zikri de o olmalı. Yoksa fikirleri bir işe yaramaz.