Gece gece aklıma en sevdiğim kitaplar listesinde ilk 3’te olan bir kitabın en ilgimi çeken kısımlarından birisi geldi.

Bak oğlum! Bu uzun hayat yolunda yürürken her adımına dikkat edeceksin. Bozuk yollardan geçeceksin ama pantolonuna çamur sıçramamasına özen göstereceksin. Çünkü oğlum, paçandaki çamuru temizlemek için bile eğilmeyeceksin, eğilmemelisin. 

Kitaplar ve filmler… İnsanların hayatlarına öyle güzel etkileri oluyor ki. Bunaldığın anlarda birden avucuna dökülen limon kolonyası gibi ferahlık katıyorlar. 

Sabır güzel şey. Bu yüzden hazinedir. 

Bir hikaye:

Kutuplarda ayı avcıları buzların içine jilet kadar keskin bir baltayı yerleştirir, keskin tarafın üzerine biraz kan sürerlermiş. Bunu bilmeyen ayı gelip kanı yalarken kendi dili kesilirmiş. Ama kanın tadından dilinin acısını fark edemez, kendi kanını yalamaya başlarmış. Damarlarındaki kan tükenince olduğu yere yığılırmış. Avcıda gelip derisini yüzermiş. Avcılar ayıları kurşunla vururlarsa ayının postu delinir ve bu yüzden çok para etmeyeceği için bu yolu denerlermiş.

Şimdi o kan tadını kendi dilimde hisseder gibiyim.Bu bilgiyi öğrenince anladım dilim yıllardır kesikmiş benim… Yıllardır ben de kendi dilimden akan kanı emip duruyormuşum… 

Başlarda gücümün tükendiğini, kan kaybettiğimi fark etmiyordum. Ama artık ediyorum. Kanım tükeniyor ne zamandır. Böyle giderse yere yığılmam ve birilerinin gelip derimi yüzmesi yakındır…

Belki de bu yazının şarkısı bu olmalı: http://fizy.com/#s/20jsuy