Masada boş insanları tartışıldığında sıkılıyorum. Muhabbet dediğin kaliteli içerikli olur.

“Bütün özlediklerim benden ayrı yaşıyor.” derken Hümeyra, acaba en çok kime acıdı canı? Merak ediyorum.

Bazı hatıralar insanın yüzündeki bir bıçak izi gibi. Benim yüzüm yara bere içinde. “Soğuk Çay” da o yaralardan sadece birisi.

Çok değil birkaç ay önce belki de birçoğumuz başka birileri için hayatın onsuz olamayacağını düşünüyorduk. Birkaç ay sonra kim bilir ne olacak.

Kendinizi herhangi bir şeyden geri çekmekte büyük fayda var. Dışarıdan birisi gibi gözlemler yaptığınızda üç sorunun cevabını çok net bulabiliyorsunuz: “Ben ne yapıyorum?”, “Etrafımdakiler ne yapıyor?”, “Bütün bunlar gerekli mi?”

Çevremiz artık “takip ettiklerimizden ibaret” diyebilir miyiz “Twitter World”de?

Her hikayede kendimize bir rol arama çabamız neyle sonuçlanıyor? Siz genelde başrolü mü seçiyorsunuz yoksa kendinize en uygun olanı mı? Bunun egoyla bir alakası var mıdır?

Acıyı seven hayatlar var. Acı çekerek mutlu olan hayatlar. Acıya bağımlılık. Belki de “Nasılsa acı çekeceğim.” diyen hayatlar. Hayata acı hiç yakışmıyor.