Pazarları sevmem. Çünkü bana kışın güneşli havada gürül gürül yanan bir odun sobasını ve duman altı olmuş bir salonu hatırlatır. Ürkerim.

Yaklaşık 2 haftadır kendimi geri çektim. Geri çekip etrafımda olup bitene dışarıdan bakmaya, kendime, yaşadıklarıma dışarıdan bakmaya gayret ettim ve beni üzen şeyler için çözüm üretmeye çalıştım.

Öncelikle, karşılıklı iletişimimizin olmadığı ve tek taraflılığı seçen insanları hayatımdan çıkarma çabasına girdim. Gördüm ki veren hep benmişim. Hep ama. Hep.

Çabaladım. Çabaladım. Çabaladım.

Hep.

Sevgili Bülent Timurlenk çok güzel bir şey yazmıştı Metin Oktay anısına.

‘Bizi sevenleri üzmeyelim baba’.. Peki o zaman bizi üzenleri de sevmeyelim mi baba?

Ne kadar da güzel değil mi? 

Sevmek, bir ağaç gibi. Bir ağaç gibi toprağı sevmek, suyu sevmek. Öyle işte…