İnsanlar çok garip. Her sabah uyandığımda ve her gece yatağa girdiğimde bunu tekrarlıyorum. İnsanlar, gerçekten çok garip.

Ben de ya onlar gibi olacağım, ya da kendimce doğru olan şeklimi bozmayacağım.

Mesela birini, onun elinde olmayan sebeplerden ötürü kötü giden herhangi bir şey için iğnelemeyeceğim.

Garip garip haller. 3 günlük dünya altı üstü. Neyin kavgası, neyin gürültüsü, neyin telaşesi bu?

Başarmak için her yol mubah mı? Elbette değil. Böyle diyenlerin aciz cesetleriyle dolu bu dünya. Fatih Sultan Mehmet’i sevmemem bundan sanırım.

Kafama takılan çok şey var.

Mesela,

Bir insan neden yere tükürür ki? Hayvan bile sokak ortasına pisliğini yapmıyorken, yapsa bile üstünü kapatıyorken, insan evladı neden yola tükürür? Dünyanın en cahil insanı bile bilmez mi ki yola tükürmemesi gerektiğini?

Bir insan neden yere izmarit atar? Midesi bulanmaz mı yerde gördüğü binlerce izmaritten?

Metrobüs durağında o kadar insanla beraber yolculuk etmeye hazırlanan o adam neden sigara içer ki? Açık hava falan demeyin. Metrobüs durağı orası. Yüzlerce insan var, bekliyorlar. Kimisi hasta, kimisine sigara iyi şeyler hatırlatmıyor… Ayrıca o adam yüzünden insanlar kötü kokuyor. Bunun dışında bir de metrobüsten iner inmez sigara yakan bir tip var. Yaptığı yolculuk maksimum 1 saat. Bu kadar mı aciz yapıyor seni sigarasızlık?

Hata yapmak insanların işine geliyor, bahanelere sığınmayı çok seviyoruz çünkü.

Kendimi çekip bazen kenara, uzaktan bakmayı seviyorum insanlara. Yine öyle bir dönemdeyim. Sadece bloga yazıyorum bir şeyler. Onu da beni öldü sanmasınlar diye yapıyorum.

Hayatta en çok çekindiğim şeylerden birisidir başkalarını rahatsız etmek. Bu yüzdendir ki metrobüste falan otururken çok dikkat ederim. Acaba kolum ya da çantam birisini rahatsız ediyor mu diye… Ben toplumdan sadece gösterdiğim saygının karşılığını istiyorum, hepsi bu.

Ben çok doluyum. İçime sığmıyor yaşadıklarım, düşündüklerim. Söylemek istediğim halde söyleyemediğim cümleler, gaz yapıyor ruhumda. Dolu, dopdolu bir yürek, bir aşamadan sonra rahatsız ediyor. En çok da omuzların ağrıyor.

Bazen “Keşke etrafımda bu kadar insan olmasa” diyorum. Çıkarı için yaşamadığını bildiğim birkaç tanesiyle sadece  görüşsem, yeter. Çok mu şey istiyorum ki?

Hemen herkes kendine 2013 hedefi koymuştur. 2013’te şunları yapacağım vs.

Ben 2013’te susmak istiyorum. Sadece susmak, ruhumu, bedenimi dinlendirmek ve sadece sevdiğim şeyin peşinde koşmak istiyorum. Susmak; büyük erdem. Zor gelir insana.

Kendimi susarak tanımak istiyorum. Susarak kızmak istiyorum hata yapınca. Kendimi susarak cezalandırıyorum aynı zamanda.

Susarak kendimi cezalandırmıyorum, ödüllendiriyorum da.

Mesela, çıkarcı insanlarla muhattap olmuyorum. Bu sayede üzülmüyorum.

Aslında üzülüyorum.

İnsanlar nasıl bu kadar ”       ” olabilir diye hep üzülüyorum.