Dünya futbolunda lokomotif kabul edilen ülkeler var. Bunların ilk üç tanesi hiç şüphesiz İngiltere, İspanya ve İtalya. Türkiye bu sıralamada kendine ilk 10 içerisinde yer bulabiliyor. Git gide endüstriyelleşen futbol, futbolu yönetenleri de harekete geçirdi. Önce teknik adamlar, sonra da futbolcular ve yöneticiler, teknolojiyi kendilerinin lehine olacak şekilde kullanmaya başladılar.

Teknik direktörler oyuncular hakkındaki verileri bilgisayar ortamına aktarıp, bir program yardımıyla en uygun taktiği belirlemeye başlamışlardı. Bunu kullanarak oyuncudan daha fazla verim elde etmek amaçlanmıştı. Kulüpler de kendi internet sitelerini oluşturmaya, buradan duyurular yapmaya başlamışlardı bile ve bunun sayesinde taraftarlara aracısız ulaşabileceklerdi. Kulüplerin yanında futbolcular da yine kendi kişisel sitelerini oluşturuyor ve bu sayede hayranlarına ilk ağızdan bilgi veriyorlardı.

Dünya çapında birçok kulüp, bütün dünyadaki değişime yabancı kalmayarak sosyal medyanın içinde yer almaya başladı. Futbolcuların da yoğun olarak kullandıkları Facebook, Twitter ve Youtube gibi sosyal medya siteleri kulüplerin gözünden kaçmamış ve çoğu kulüp bunun için özel departmanlar kurarak, değişen dünyada yer alma çabası içine girmiştir. Bu kulüplerin başında Milan geliyor. Kısa zaman önce sosyal medyada kendini gösteren Milan, hızlı bir yükseliş içinde. Bununla beraber Barselona da Twitter hesabından takım hakkında bilgiler giriyor. Arsenal de bu takımların arasında. Bunun yanında birçok futbolcu da Twitter’ı son derece aktif kullanıyor. Özellikle Mesut Özil, İbrahimoviç, Donovan gibi isimler Twitter’ı gayet aktif kullanan futbolcular.

Türkiye’de sosyal medya her ne kadar belli bir kesime hitap etse de maalesef bu spor kulüplerine pek de yansımamış. Şu anda gözle görünen boyutta sadece Galatasaray’ın belirli bir sosyal medya çalışması var. Twitter üzerinden kampanyalar, Facebook ve Friendfeed üzerinden de paylaşımlar yapan bir platform oluşturdular. İşin garip yanı (bence üzücü tarafı), Türk futbolcuların sosyal medyaya olan ilgisizliği. Türkiye’de oynayan ve Twitter’ı aktif olarak kullanan futbolcular çok az. Galatasaraylı Insua ve Fenerbahçeli Alex. Spor basını ve gazeteciler, bu gelişmelere uzak kalmamış, Twitter ve Facebook üzerinden kamuoyu yoklamaları yapmış ve taraftarlarının görüşleriyle programlarına yön vermişlerdir.

Kulüpler, sosyal medyayı aktif olarak kullanmaları durumunda gazetecilerin işini bitirecek gibi duruyorlar. Spor muhabirlerinden önce Twitter’da duyurdukları haberler, transferler ve bilgiler, muhabirlerin canını sıkacağa benziyor. Bu gelişmelerin yanı sıra, takipçilerini ve kendilerini daha da yaymak adına Galatasaray İletişim A.Ş. çalışanları, internet sitesine Twitter’da paylaş ve Facebook’ta paylaş gibi seçenekler eklemiş. Çok hoşuma gitti ilk gördüğüm zaman. Çünkü böyle bir şeyi neden yapmıyorlar diye düşünürdüm hep.

Birkaç yıl sonra Galatasaray’ın sosyal medya çalışmalarının meyvesini vereceğini düşünüyorum. Çünkü sürekli gelişen ve değişen dünyada, benim gözümde, birkaç yıl sonra en büyük iletişim ve basın-yayın aracı olarak interneti ve sosyal medyayı kullanacağız. Bu yıllara geldiğimizde Galatasaray’ın şimdiden attığı adımların ne denli faydalı olduğunu göreceğiz.