Konuşmak bazen çok ağır geliyor, yazmaksa bir o kadar rahatlatıyor. Üzerimizde ne çok yük var diye bakıyorum. Ülke olarak, toplum olarak hatta dünya olarak çok sıkıntılı ve zor zamanlardan geçiyoruz. Şahit olduklarımıza inanamıyor, korkuyor ve maalesef ki unutuyoruz. Çabuk unuttuğu için bir bireyi ya da toplumu suçlayamayız. Bu sosyolojik bir konu bana göre. Yaşadığın çevre, iş hayatın, gün içinde muhattap olduğun insan sayısı ve o insanların birikimi çok önemli. Ben daha dün yediğim yemeği unuturken başka birisi yıllar önce olan sıradan bir olayı az önce yaşamış gibi yeniden anlatabiliyor.

Konu İzmir aslında. Güzel memleket. Benim için yeri başkadır İzmir’in. Az gittim, öz gittim. Patlamayı duyunca merak edeceğim 3 kişi vardı. Onların da iyi olduklarını öğrenince rahatladım fakat olayın oluş şekli ve içinde barındırdığı hikaye fazlasıyla üzdü.

Konu elbette ki Fethi Sekin. Devletin şehit kelimesini sıradanlaştırdığı bugünlerde gerçek bir kahramanlık örneği sergiledi ve birçok insanın hayatının kurtulmasına sebep oldu. Detayları anlatmayayım zaten herkes biliyordur. Takıldığım birkaç nokta var, onları söyleyeyim.

Fethi Sekin elbette bir kahraman. Tıpkı PKK ile dağda savaşan askerler gibi. Vatan savunması için şehit olan herkesin geride bıraktığı ihtiyaç sahiplerine devlet destek olmalı muhakkak. Maddi ya da manevi, hiç fark etmez. Fethi Sekin’in yaptığı kahramanlığın kameralara yansıması mı yoksa böyle bir hikayeye ihtiyaç duymamızdan mı bilinmez, onun ailesine ve çocuklarına aşırı derecede pozitif ayrımcılık yükleniyor gibi geliyor bana. Bu beni rahatsız eden bir durum değil, elbette en iyi okullarda okusunlar, elbette ki ayaklarına taş değmesin, elbette bundan sonra “ah” bile demesinler. Ancak dağda ölen askerimizle Fethi Sekin’in hiçbir farkı yok. Keşke o pozitif ayrımcılık tüm şehit aileleri için gerçekleşse…

Yukarıda unutmaktan bahsetmiştim. Bu olay toplumu öyle bir birleştirdi ki herkes birilerini ötekileştirdiğini unuttu ve tek bir ağızdan aynı şeyleri söyledi. Ta ki Fethi Sekin’in Kürt olduğu ortaya çıkana kadar. Şu aşağıdaki arama bile insanın canını sıkmaya yetiyor.

fethi-sekin

Tam umutlanıyorum, yine bir yerde kopuyor o ip bende.

İzmir’deki olayla ilgili siyasi olarak da söyleyecek çok şey var ama o bu blogun konusu değil. Tek bildiğim, birileri işler istediği gibi gitmeyince insan katletmekten çekinmiyor ve biz hepimiz aslında çok korkuyoruz.

Peki ne yapmalı? Elimizden ne gelir?

Mesela elimizden gelen şey şu videodaki gibi olmamalı bence.

Toplumda herkesin bir görevi var. Özel sektör çalışanının, otobüs şoförünün, taksicinin, memurun, öğretmenin, askerin, polisin. Herkes görevini daha iyi yapmalı, en iyisi olması için uğraşmalı. Bölünmeler sadece silahla, bombayla olmuyor maalesef. Toplumun bölünmesi din, ahlak anlayışı, kültür, bilgi, karakter ve tercih kavramlarına oynanan oyunlarla daha kolay hale geliyor. Benim çocukken Türk-Kürt ayrımından başka hatırladığım tek ayrım 02 Eray ve 11 Melih’ti. Şimdiyse metrobüse binenler binmeyenler diye bir ayrım bile var. İnsanlar yılbaşı kutladılar ve orada katledildiler. Bu haberden sonra bazı insanlar hiç çekinmeden “gebersinler zaten alkol alıyorlardı” diyebiliyorlar. Korkunç, topluma enjekte edilen ayrım gerçekten korkunç.

Daha güzel bir dünya mümkün elbette. Birbirimize daha çok saygı duyarsak, elbette mümkün.