Oldum olası sevmem hafta sonlarını. Sevemedim bir türlü, olmadı. Ne Cumartesi ne de Pazar yeteri kadar çekici günler değiller benim için. Cumartesi bir nebze daha çok sevdiğim bir gün ama Pazar'ın hiç şansı yok. Pazartes
Maneviyat ve vicdan, insanoğlunun görünmeyen ve keşfedilmesi zor yüzü. Günümüz dünyasında maddiyat öyle ya da böyle kazanılırken, manevi doyum ve vicdani rahatlık, ulaşıldığında aşırı mutluluk veren şeyler haline geldi.
Uzun zamandır hayatımda köklü bir değişiklik ve pozitif bir yenilik olmuyordu. Son 8 aydır tanıştığım insanlarla güzel ve güçlü bir bağ kurdum. Bu bağ ile hayatımda birçok şey değişmeye başladı. Daha fazla şey üretmeye,
Hayat; biz insanlar için yaşadığımız her andan ders çıkarabileceğimiz ve bu dersleri de tecrübeye dönüştürebileceğimiz şekilde dizayn edilmiş müthiş bir tasarım. Fazlası var, eksiği yok adeta. İnsan denilen düşünebilen o
Bilgi sahibi olduğum ya da beni ilgilendiren konularda çok fazla eleştiri yaparım ve bunlara Twitter'da ya da Facebook'ta mümkün olduğunca yer veririm. Birçok şeyden şikayet ederim eğer yanlış olduğuna inanıyorsam. Doğru
Berkin Elvan polisin attığı gaz kapsülüyle başından vuruldu ve 9 ay süren yaşam mücadelesini kaybetti. Berkin Elvan toprağa verildiği gün babası Enver Aysever'e konuk oldu. Videoda her şey var ancak canımı yakan bir sözü
Naim Salman'ı Marmara Üniversitesi'nde bir etkinlikte tanımıştım. Kendisiyle sadece 1 kez görüşme fırsatımız oldu. Bugün Facebook hesabından aşağıdaki cümleleri yazdı. Noktasına virgülüne dokunmadan aynen kopyalayıp yapı
Yılmaz Özdil yazıları her geçen gün daha da komik bir hal alıyor. Bugün yazdığı yazıda da sırf Başbakan'a laf çakmak için saçma sapan konulara girip kendisini rezil etmiş. Denize düşen yılana sarılır derler ya, o da öyle
Daha önceki bir yazımda odaklanmamayı dijital çağın vebası olarak değerlendirmiştim. Bu değerlendirme hâlâ güncelliğini korumakta. Girişimciler sürekli yeni şeyler yapmak niyetindeler ve bu yüzden de ellerindeki işi, org
TechMeetup, sevgili Aykut Aslantaş'ın yine İstanbul'a geleceği günlerden birinde "Perşembe günü görüşmek isteyenlerle görüşelim." demesiyle başladı. O perşembe ben her ne kadar yanlarında olamasam da, tamamen kendiliğind
Hayat, özellikle Türkiye'de, olduğundan fazla stresli ve zor. Hele ki İstanbul'da. Bu stresin ve zorluğun altından kalkabilmek cidden büyük başarı. Geçenlerde bunu düşünürken aklıma şu geldi:
A, B ve C sınıfı İş Güvenliği sertifikaları ile kademelere ayrılmış bu sistemde yaptırımlar kanunlaştırıldıktan sonra geçiş dönemi yaşandı. Bu geçiş döneminde yeterince uzman olmadığından belli koşullara sahip uzmanlar b
Birçok e-ticaret firması "Biz şöyle büyük bir ekibiz, bu kadar çalışanımız var" diyerek kendilerince büyüklük taslıyor, gövde gösterisi yapıyorlardı. Durum böyle olunca da birçok firma da altta kalmamak için büyük bir ek
E-ticaret'te rekabet her geçen gün daha da zor oluyor. Ayakta kalmak, tutunmak her geçen gün daha da masraflı bir hale geliyor. E-ticaret siteleri rekabetin bu yorucu iş yüküyle uğraşmanın yanında bir de kendilerini hâlâ
Her ne kadar federasyonlar özerk kurumlar da olsa spora siyasetin bulaşmaması neredeyse imkansız. Güzel de bir rant varken ve spor üzerinden kitleleri etkileyebilirken siyasilerin sporu, özellikle de futbolu kullanmaması
Maalesef okulumla ilgili bir türlü iyi bir yazı yazamıyorum. Bu yazım da maalesef ki okulla alakalı bir rezalet ile ilgili. Rezalet diyorum çünkü bu zihniyetin toplumun en alt kesiminden en üst kesimine kadar bir virüs g
Bağımsızlık yolunda, fikirler ve eylemlerin bir araya araya gelerek mücadeleye dönüştüğü, bağımsızlık karakterimizi ve kararlılığımızı tüm dünyaya kanıtladığımız o güzel gün bugün.
İyi insanları hep arar dururuz çevremizde. Ben kendisine kötü diyeni görmedim ama iyi diyeni de hiç görmedim. Hepimiz vicdanımızın dayanabildiği kadar kendimizi iyi olarak görüyoruz.
Kendimi, beni takip eden insanlara karşı sorumlu hissediyorum. Uzun zaman yazmayınca da kendime kızıyor, ödevini yapmamış bir çocuk gibi bloguma girdiğimde mahcup oluyorum.
Madem şu anda bana bakıyorsun, hayatımız birleşti o zaman. Ben kimin hayatına adım atarsam vardır elbet bir sebebi diye düşünürüm.Dünya, denilen kadar büyük değil ne de olsa.
Uzun zamandan beri kendime blog yazacak zamanı ayıramamıştım. Bunu yapmanın bir nevi detoks olduğu çıkmış aklımdan. Yazdıktan sonra fark ediyorum büyük bir yük kalktığını üzerimden.
Yıl dönümleri ne kadar da garip. Birçoğumuzun aklına hep mutlu anlar gelir. Doğumlar, evlilik tarihleri hep baş köşededir. Bir de madalyonun öteki yüzü var halbuki.
Dün akşam Yetenek Sizsiniz'i izledim. Çok kaliteli performanslar vardı. Özellikle Zeka Küpü'nü 20 saniyenin altında çözen 19 yaşındaki arkadaşa hayran kaldım diyebilirim. Her ne kadar bence hak ettiği oyu alamasa da, en
İnsanoğlu çiğ süt emmiş derler ya hani. Bu lafı al, istediğin yerde kullan. O kadar çok şaşırıyorum ki bazen, "Yok artık, nasıl bu kadar olabiliyorlar?" diyorum.
Eylül ayında uzun bir süre tweet atmamıştım. Sanırım 1 aya yakın bir süreydi. 5 gündür falan yine atmıyorum. Bunun sebebini arıyordum. Atmak içimden gelmiyordu ama buna sebep neydi?
Haksızlığa, saçmalıklara, yanlışlara fazla tahammül edebilen birisi değilim. Dışarıdan sakin gibi görünsem de aslında çabuk parlayabilen bir yapıya sahibim.
2012 benim için çok ama çok ilginç bir yıl oldu. Bir sürü yeni insan tanıdım ve bir sürü insan çıkardım hayatımdan. Hayatıma aldıklarım için de çıkardıklarım için de hiç pişman değilim. Birçok ihanet, yediği kaba pisleme