Maalesef okulumla ilgili bir türlü iyi bir yazı yazamıyorum. Bu yazım da maalesef ki okulla alakalı bir rezalet ile ilgili. Rezalet diyorum çünkü bu zihniyetin toplumun en alt kesiminden en üst kesimine kadar bir virüs g
İyi insanları hep arar dururuz çevremizde. Ben kendisine kötü diyeni görmedim ama iyi diyeni de hiç görmedim. Hepimiz vicdanımızın dayanabildiği kadar kendimizi iyi olarak görüyoruz.
Madem şu anda bana bakıyorsun, hayatımız birleşti o zaman. Ben kimin hayatına adım atarsam vardır elbet bir sebebi diye düşünürüm.Dünya, denilen kadar büyük değil ne de olsa.
Uzun zamandan beri kendime blog yazacak zamanı ayıramamıştım. Bunu yapmanın bir nevi detoks olduğu çıkmış aklımdan. Yazdıktan sonra fark ediyorum büyük bir yük kalktığını üzerimden.
Yıl dönümleri ne kadar da garip. Birçoğumuzun aklına hep mutlu anlar gelir. Doğumlar, evlilik tarihleri hep baş köşededir. Bir de madalyonun öteki yüzü var halbuki.
Dün akşam Yetenek Sizsiniz'i izledim. Çok kaliteli performanslar vardı. Özellikle Zeka Küpü'nü 20 saniyenin altında çözen 19 yaşındaki arkadaşa hayran kaldım diyebilirim. Her ne kadar bence hak ettiği oyu alamasa da, en
İnsanoğlu çiğ süt emmiş derler ya hani. Bu lafı al, istediğin yerde kullan. O kadar çok şaşırıyorum ki bazen, "Yok artık, nasıl bu kadar olabiliyorlar?" diyorum.
Eylül ayında uzun bir süre tweet atmamıştım. Sanırım 1 aya yakın bir süreydi. 5 gündür falan yine atmıyorum. Bunun sebebini arıyordum. Atmak içimden gelmiyordu ama buna sebep neydi?
Haksızlığa, saçmalıklara, yanlışlara fazla tahammül edebilen birisi değilim. Dışarıdan sakin gibi görünsem de aslında çabuk parlayabilen bir yapıya sahibim.
2012 benim için çok ama çok ilginç bir yıl oldu. Bir sürü yeni insan tanıdım ve bir sürü insan çıkardım hayatımdan. Hayatıma aldıklarım için de çıkardıklarım için de hiç pişman değilim. Birçok ihanet, yediği kaba pisleme
Bugüne kadar hiçbir şeyi kusursuz istemedim. Bundan sonra da istemem inşallah ama anlamadığım şey şu: Kusursuzu istemediğim halde, istediğim şeyi elde edemiyorum. Aza yetinebiliyorum ama elde edemiyorum. Neden?
"Hepimize hayatın bir çocuk oyuncağı olmadığı söylenir. Ne zaman söyleneceği meçhul. Kimimize 18 yaşında, kimimize 40 yaşında. Ama bir gün muhakkak söylenir." - Moneyball filminden.
Blogumda ağırlıklı olarak e-ticaret ve dikey e-ticaret üzerine yazıyorum. Aynı zamanda aklıma gelen herhangi bir şeyi de blogumu okuyanlarla paylaşıyorum ve bir nevi burayı defter olarak kullanıyorum.
Son zamanlarda derin bir uykusuzluk çekiyorum. Uyuyamama sebebimi henüz bulamasam da uyumadığım zamanları düşünmeye ve planlarımı planlamaya ayırıyorum.